Advert

istanbul escort

Öğretmenlere yönelik şiddette vahim tablo!

Eğitim Bir Sen Mersin Şube Başkanı Abdulla Çelik, sendikalarının yapmış olduğu araştırmalarda son 2 yılda resmî eğitim kurumlarında 94 öğretmen ve eğitim çalışanının değişen tür ve düzeyde şiddet içerikli eyleme maruz kaldığına dikkat çekti. Son iki yılın fotoğrafının bile şiddet olaylarının nasıl giderek tırmandığını ve yaşananların ne kadar vahim olduğunu gösterdiğini anlatan Çelik, araştırma bulgularının eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin, bireysel eylemler olmaktan çıkıp yaygın bir sorun hâline geldiğini ortaya koyduğunu vurgulayarak bununda psikolojik ve sosyolojik kökenleri olan toplumsal bir sorun hâline geldiğini gösterdiğini söyledi.

Öğretmenlere yönelik şiddette vahim tablo!
Öğretmenlere yönelik şiddette vahim tablo! admin
Bu içerik 555 kez okundu.

 Hasan KÜÇÜK

Eğitim Bir Sen Mersin Şubesi tarafından eğitimcilere yönelik şiddetle ilgili şube binasında bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Eğitim Bir Sen Mersin Şube Başkanı Abdulla Çelik burada yaptığı açıklamada; şiddetin , her geçen gün sayı ve yoğunluk olarak da artığına dikkat çekerek, farklı faillerle yeni kulvarlar bulan şiddet olaylarının en uzağında olması gereken yerlere bile girerek geleceği kararttığını söyledi.

Toplumsal değerlerin erozyona uğramasından, insana saygının azalmasından ve hürmetin yerini şiddete bırakmasından dert yanan Çelik, ince bir sanatı icra eden öğretmenlerin kaba bir muameleye maruz kaldığını söyledi.

"SON İKİ YILIN FOTOĞRAF ŞİDDET OLAYLARININ NASIL ARTTIĞINI GÖSTERİYOR"

Şiddete maruz kalan eğitimciler hakkında bilgi veren Çelik, sendikalarının yaptırdırdığı çarpıcı araştırmanın sonucu açıklayarak son iki yılın fotoğrafının bile şiddet olaylarının nasıl giderek tırmandığını ve yaşananların ne kadar vahim olduğunu gösterdiğini kaydetti:

 Çelik, "Eylül 2017’den bugüne resmî eğitim kurumlarında 94 öğretmen ve eğitim çalışanı değişen tür ve düzeyde şiddet içerikli eyleme maruz kalmıştır. Şiddet eylemlerinin yüzde 78’i adli soruşturmaya konu edilmiştir. Bu eylemlerin yüzde 58’inin adli soruşturma ve kovuşturma süreci devam etmektedir. Sadece üç vakada tutuklama kararı verilerek sanık/sanıklar tutuklu yargılanmıştır. Sonuçlanan kamu davalarında sadece 5 vakada mahkûmiyet kararı verilmiş, tamamında adli para cezasına hükmedilmiştir. Araştırma bulguları, eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin, bireysel eylemler olmaktan çıkıp yaygın bir sorun hâline geldiğini ortaya koymaktadır. Eğitim çalışanlarına yönelen şiddetin genel ve yaygın bir görünüm arz etmesi, psikolojik ve sosyolojik kökenleri olan toplumsal bir sorun hâline geldiğini göstermektedir" ifadelerini kullandı.

"ŞİDDETİ ÖNLEMESİ GEREKENLER MAĞDUR OLDU"

Şiddeti önlemada aktör olması gereken eğitimcilerin şiddetin mağduru durumuna geldiğini belirten Çelik, "Bunu önlemek için yetkili kişi ve kurumlardan sivil toplum örgütlerine kadar toplumun tüm katmanlarına sorumluluk düşmektedir. Başta Millî Eğitim Bakanlığı olmak üzere, bütün eğitim camiası, siyasiler, mülki idareler, aydınlar, gazeteciler, aileler bu konuda büyük bir aile olduğumuz şuuru ve duyarlılığı ile sorumlu davranmalıdır. Herkesi ilgilendiren, herkesin ilgili olduğu bir meselede, toplumsal duyarlılık bilinci ve farkındalık oluşturmak için herkesin yapacağı bir şey mutlaka vardır, olmalıdır" dedi.

"SORUN ÜRETEN BİR SİSTEM ÇARE OLAMAZ"

 Mevcut düzenlemelerin caydırıcı olmadığını bilakis şiddeti beslediğinin artık görülmesi gerektiğini anlatan Çelik "Sorun üreten bir sistem çare olamaz. Yapılması gereken, medeniyet değerlerimizi merkeze alan bir kültür seferberliğine ve eğitim programına geçmektir.  Eğitim merkezli düzenlemeler ciddi bir duyarlılık ve sorumlulukla yeniden tanzim edilmelidir. Öğretmenlik mesleğine itibar kazandırılmalı, eğitim çalışanlarımız saldırılara açık, korumasız, korunaksız, güvensiz bırakılmamalıdır. Öğretmenlik Meslek Kanunu, bu husus da göz önünde bulundurularak hazırlanmalı ve bir an önce hayata geçirilmelidir. Çocuklarımızı, umudumuzu, geleceğimizi emanet ettiğimiz öğretmenlerimiz her bakımdan korunmalı, etkinleştirilmelidir. Bu kapsamda, değerler eğitimi, aileyi de içine alacak şekilde ve sosyal çevrenin öğrenci üzerindeki muhtemel negatif etkilerinden arındıracak kapsamda yeniden ele alınmalıdır. Çünkü eğer kalıcı önlemler alınmazsa yarın çok geç olabilir." şeklinde konuştu.

HÜKÜMETE VE TBMM'YE SORUNLARIN ÇÖZÜLMESİ İÇİN ÇAĞRIDA BULUNDU

Hükûmete, TBMM’ye ve siyasi partilere çağrıda bulunan Çelik şunları söyledi: " 2023 Eğitim Vizyonu lafta da rafta da kalmamalı, icraat için bir an önce adım atılmalıdır. Öğretmen istihdamında farklı modellerden vazgeçilmeli, atamalar kadrolu yapılmalıdır. Sözleşmeli öğretmenlerimizin acil çözüm bekleyen parçalanmış aile görüntüsüne son verilmeli, aileler kavuşturulmalıdır. İstihdamda güçlük çekilen yerlerde teşvik sistemi hayata geçirilmelidir. Mülakatla atama yönteminden vazgeçilmelidir. Devlet, kaşıkla verdiğini vergi dilimi kepçesiyle geri almaktan vazgeçmelidir. Finans ve sermaye kesimine bol keseden destek, kamu görevlilerine ise gelir vergisiyle köstek olan yaklaşım terk edilmeli, memurun maaşını küçülten, yükünü büyüten düşük matrah oyununa son verilmeli, vergi dilimi en fazla yüzde 15’te sabitlenmelidir. 24 Haziran seçimleri öncesinde vadedilen, Cumhurbaşkanlığı ikinci 100 Günlük Eylem Planı’nda ve 2023 Eğitim Vizyonu Belgesi’nde yer verilen 3600 ek gösterge, tüm eğitim çalışanlarını kapsayacak şekilde bir an önce hayata geçirilmelidir. Eğitim kurumu yöneticilerinin hizmetlerine rağbet edilmesi gereken yerde onların töhmet altında bırakılmasını kabul etmiyoruz. Okulların temizlik, güvenlik, kırtasiye, bakım-onarım, hizmetli gibi en temel ihtiyaçlarını karşılayacak, eğitimcileri velilerle karşı karşıya gelmekten kurtaracak, yöneticilerin okulun esas işlerine yoğunlaşmalarına imkân sağlayacak okul bütçesi uygulamasına bir an önce geçilmelidir. Kurum yöneticiliği ikincil görev kapsamından çıkarılmalı, münhasır kadro verme fikri hayata geçirilmelidir. Atama ve yer değiştirme takviminin ürettiği sorunlara çözüm bulunmalıdır. Bakanlık, eğitimin esas meselelerine odaklanmalı; eğitim çalışanlarının taleplerini azami ölçüde karşılayan, mağduriyetleri önleyen, adil ve sürdürülebilir bir atama ve yer değiştirme politikası izlemelidir. Ek ders esaslarındaki adaletsizlikler giderilerek ek ders ücretleri artırılmalıdır. Başta hizmetli, memur, şefler olmak üzere, genel idare hizmetleri ve yardımcı hizmetler sınıfı personelinin mali ve özlük haklarında iyileştirmeler yapılmalıdır. Öğretmene haftada birden fazla nöbet görevi verme ve mesai dışı zorunlu mesleki çalışmalara katılma gibi angaryalara son verilmelidir."

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Gülnar Bir Derneği'nden MGC’ye ziyaret
Gülnar Bir Derneği'nden MGC’ye ziyaret
İşadamlarından Su Analiz Laboratuvarı'na tam not
İşadamlarından Su Analiz Laboratuvarı'na tam not