Mersin’de yakılan mücadele ateşi 81 ile yayılacak | Güney Gazetesi Mersin

Mersin’de yakılan mücadele ateşi 81 ile yayılacak

Genel Merkezi Mersin’de bulunan Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği (UCİM), çocuk istismarı ile mücadelede 3 yılı geride bıraktı. Gönüllü avukat, psikolog ve pedagog ordusu ile bugüne kadar 500 davaya müdahil olan UCİM, Türkiye’nin 81 ilinde örgütlenerek çocuk istismarını önlemeyi hedefliyor.

Mersin’de yakılan mücadele ateşi 81 ile yayılacak


ESRA ŞASİ YAĞMUR

 

Çocuk istismarı ile mücadelede önemli çalışmalarda bulunan Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği (UCİM), kuruluşunun 3. yılını geride bıraktı. Genel merkezi Mersin'de bulunan ve kurulduğu günden bu yana gönüllü avukat, pedagog, psikolog, sosyologlarla birlikte hareket eden UCİM, her geçen gün büyümeye devam ediyor. UCİM'in çalışmaları ve bugüne kadar müdahil olduğu davalar ile ilgili konuştuğumuz UCİM Genel Başkan Yardımcısı Yücel Ceylan,2017'de Mersin’de yaktıkları mücadele ateşini Türkiye’nin dört bir yanına yayacaklarını söyledi. Çocuk istismarı davalarının Yüksek İhtisas Mahkemeleri'nde görülmesi gerektiğinin önemine vurgu yapan Ceylan, ceza alan istismarcının da Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşlığından çıkarılması gerektiğini ifade etti. Çocuk istismarının vatan hainliği ile eş değerde olduğunu anlatan Ceylan, "Biz şu an davalara giriyoruz. Türkiye'yi bilinçlendirmeye çalışıyoruz, ailelere, anne babalara çocukları nasıl koruyacaklarını anlatıyoruz. Çocuklar istismara uğradığı zaman nasıl fark edebileceklerini anlatıyoruz. Büyük bir seferberlik dönemindeyiz ve biz buna ikinci kurtuluş mücadelesi diyoruz. İstikbalimiz çocuklardır onun için ikinci kurtuluş mücadelesi diyoruz.

İstismarcı ceza aldığı zaman Türkiye cumhuriyeti kimliğinden çıkarılmalı. Bana göre dünyanın en alçak suçu budur.  Çocuklarımızı istismar edenlerin bana göre vatan hainidir. Onun için bu vatanda da işleri yoktur" dedi.

 

"SAADET ÖĞRETMENİN MÜCADELESİ İLE KENDİMİZE GELDİK"

UCİM Genel Başkanı Saadet Özkan'ın, İzmir Menderes'te 6 kız öğrencinin istismar olayını kamuoyuna duyurmasının ardından verdiği hukuk mücadelesiyle, birçok insanın kendilerinden yardım istediğini bunun üzerine UCİM'i kurduklarını anlatan Ceylan, "Bir sivil toplum örgütü kuralım bu işe herkes girsin bu sadece bir iki kişinin mücadelesi değil bütün insan oğlunun mücadelesine dönüşmeli ki çocuklarımızı kurtarabilelim.  Aslında Türkiye’de ne derece sapkınlığın olduğunu bilmiyor muyduk biliyorduk. Ama kabul etmek istemiyorduk bu gerçeği, kafamızı önümüze eğmiş yaşayıp gidiyorduk. O mücadeleden sonra kendimize geldik. Çünkü o kadar çok aile, çocuk bize yardım edin diye ulaştı. İşte bizde sivil toplum örgütünü 2017'nin Temmuz ayında kurduk. Sonra genel merkezimizi Mersin’de kurduk" diye konuştu.

 

"ORTAK DİLİMİZ ÇOCUKLARI KORUMAK"

Medyanın desteği ve üniversitelerde verdikleri konferanslarla UCİM'i daha çok insanın tanıdığını ve özellikle üniversite gençlerinin derneğe üye olduğunu anlatan Ceylan, bugüne kadar 65 ilde yapılanarak 55 bin üyeye ulaştıklarını söyledi. 500' e yakın gönüllü avukat, çok sayıda psikolog, sosyolog ve pedagogla çalışmalar yürüttüklerini dile getiren Ceylan, " Gururla söyleyebilirim ki sivil toplum örgütleri içerisinde gençlik potansiyeli olan ilk derneklerden biriyiz çünkü üyelerimizin yüzde 87'si genç. Ve bu gençlerimiz her türlü kimlikten, düşünceden, inançtan insanlar. Bizim UCİM çatısı bütün siyasi fikirleri bir arada topladı. Bütün kimlikleri, inançları bir arada topladı, çünkü bizim bir tek ortak dilimiz var o da çocuklarımızı korumak" dedi.

 

KURAN KURSLARINDA, OKULLARDA EĞİTİM

İlçelerde dahil olmak üzere 81 ilde UCİM'i yaygınlaştırmayı hedeflediklerini kaydeden Ceylan, Türkiye’nin 7 bölgesinde ise izleme merkezleri açacaklarını dile getirdi. UCİM'in sadece istismar davaları ile değil çocukların sağlıklı bir birey olarak yetişmesinde de önemli roller üstleneceğini aktaran Ceylan, bunun yanı sıra okullarda, kuran kurslarında psikologlar eşliğinde eğitimler verdiklerini anlattı.  Ceylan, "Onun için bizim sorumluluğumuz çok fazla sadece mahkemelere gidip ailelerimizin, çocuklarımızın yanında durmak değil sadece gidip konferanslar yapmak değil. Biz şuan Türkiye’de bilim ekiplerimiz, hukukçularımız ile birlikte kuran kursların da dahi eğitimler veriyoruz" dedi.

 

"İSTİHDAM KADINLARDAN YÖNE OLMALI"

Ceylan, bugüne kadar 500 davaya müdahil olduklarını, sonuçlanan davlardaki mağdur ailelerle sonrasında yeniden bir araya gelerek desteklerini sürdürdüklerini anlattı. Davalardan edindikleri tecrübelerden Türkiye’de aile içi ensestin çok yaygın olduğunu ve özellikle kadınların ve çocukların bundan zarar gördüğünü ifade eden Ceylan, ekonomik anlamda güçlü olan annenin çocuğunu o ortamdan kurtardığını kaydetti. Ceylan, "Eğer anne güçlü ise çocuğumuzun kurtulma ihtimali güçlü olur ama anne ekonomik anlamda ayakları üzerinde durmuyorsa ne yazık ki anne bazen teslim olabiliyor. Ya da bir yerden kaçıp diğer bir yere yakalanbiliyor çünkü eşinden ayrılan bekar annelerimiz ne yazık ki gidip bir başka istismarcının kucağına düşebiliyor. Ve bu istismarcılar çocuklara yanaşabilmek için böyle yalnız annelerimizi tercih edebiliyor. Annelerimiz kendilerini sevdiklerine inandığı için çocuğa yöneleceğini bilmiyorlar.  Ben her davadan sonra elimden geldikçe yerel yöneticilere devlete sesleniyorum. Ne olur istihdamı kadından yana kullanın. Artık kadınlarımızın yapamayacağı hiçbir iş yok. Çünki kadın güçlü olursa çocuğuna daha farklı sahip olabiliyor. Güçlü bir çocuk yaratıyor" diye konuştu.

 

"İNSANLAR ÇEVRESİNDEKİ İSTİSMARI İHBAR EDİYOR"

Bazen ailelerin yaşanan olaylardan dolayı umutsuzluğa kapıldığını ve bu konuda kendilerine mesaj attıklarını ifade eden Ceylan, aslında çocuk istismarının artmadığını, artık bununun konuşulmaya başlaması ile atıyormuş gibi göründüğünü söyledi. Ceylan, "Sosyal medya çok etkili şuan, 14 yaşındaki bir çocuğumuz sosyal medyada istismara uğradığını yazabiliyor, bize, 155'e, 156'ya ulaşabiliyor. Yani artık insalar konuşuyor. Sadece bataklığın ne durumda olmaya başladığını gördük. Tam gördük mü hayır çünki doğudaki feodal yapı, Anadolu'daki aile yapısı ve her yörenin kendine göre yapısından dolayı giremedik. Kolay değil kadınlarımızdan, çocuklarımızdan halen susanlar var, bazı sebeplerden dolayı. Ama şunu net görüyorum özellikle kadınlarımızda  çok iyi bir bilinçlenme  başladı. Artık insanlar çevresinde gördüğü istismarı ihbar etmeye başlıyor, sesiz kalmıyor. Artıyor dediğimiz olay bu. Kaynağına inebilir çok ötelere yüzyıllar öncesine gidebiliriz. Artık bu konuşuldukça çözülüyor. Biz çok yoruluyoruz, devlet birimleri yoruluyor, ama inanamıyorum ki Türkiye'de çocuk istismarı minimum seviyeye inecek" dedi.

 

"İSTİSMARCININ AİLESİ BİZİ TEHDİT EDİYOR"

Bugüne kadar müdahil oldukları davalarda istismarcı kişilerin yakınları tarafından tehditler aldıklarını ama bu tehditlerin onları hiçbir zaman yıldırmadığını söyleyen Ceylan, şöyle konuştu:

"Baba çocuğunu istismar ediyor, babanın ailesi babaya sahip çıkıyor. Bizleri tehdit ediyorlar, iftira ediyorlar. Hiç kimse şunu sorgulamıyor, bu kardeşim, abim, babam, amca çocuğum yapmış olamaz mı? niye iftira olsun ki. Bir çocuk kendi babası için bana bunu yaptı dermi kolay kolay. Biz hukuk ekibimizin dosyalara iyi bakmalarını istiyoruz bu konuda. Şundan emin olsunlar UCİM bir yerde gidip davaya bakıyorsa orda yüzde 99 haklılık payı vardır. İnanmadığımız davalara gitmeyiz.  Mahkemelerde istismarcının ailesi bizi tehtid ediyor ama biz bunu çok kaele alamıyoruz, biz bu yola çıkarken her şeyi hesap ederek çıktık. "

 

"MAHKEMELER ÇOCUKLARIN İFADELERİNİ CİDDİYE ALMALI"

"Mahkeme heyetlerinden şunu istiyoruz istismarın delili çok güçlü olamayabilir onun için çocukların ifadelerini lütfen ciddiye alsınlar" diyen Ceylan, "Tutuksuz yargılama çocukları ve ailelerini çok zorluyor. O istismarcının tutuksuz yargılanması demek çocuğun uyumaması demek, ailenin diken üstünde olması demek. Onun için mahkeme heyetlerinden çocukların ifadelerini ciddiye almalarını istiyoruz. Biz çözüm olarakta ihtisas mahkemelerini isteyip duruyoruz. Bu ülkede özel mahkemeler olmalı, çocuk istismarı ile ilgili mahkemeler olmalı. Çocukla empati kurabilecek, çocuğu anlayabilecek mahkemeler olabilmeli, çocuğunu evladı gibi görebilen mahkemeler.   Biz sivil toplumu olarak sisteme karşı değiliz ama sistemi harekete geçirecek çalışmalar yapılması gerektiğine inanıyoruz.   Sisteme diyoruz ki şurada şu eksiklik var. Şu mahkemelerde şu eksiğiniz  var diyoruz. Bizi de kısmen dinliyorlar. Sistem bize güvendikçede ben inanıyorum ki el birliği ile daha iyi çalışacağız" şeklinde konuştu.

 

İHMALCİ AİLELERE CEZA

Çocuk istismarının genelinde ailenin ihmalinin de söz konusu olabileceğini, bu duruma sesiz kalan ailelerinde ceza alması için ellerinden gelini yapacaklarını aktaran Ceylan,   şu uyarılarda bulundu : "Aileler bu konuda kendi önlemlerini almazlar ise çocuklarımızın canı yanmaya devam ederse ailerimiz hakkında da dava açacağız. Yani onlarda istismarcı kadar suçlu duruma düşüyorlar çünki çok ihmal var. Çocuk gidiyor derede boğuluyor. Ya da aile içerisinde oluyor herkes susuyor.  Sadece aile değil kurum kuruluş, kişiler, kim göz yumuyorsa kim görmezden geliyorsa hepsini  dava edeceğiz."

 

"ERKEKLER ANNE YÜREĞİ TAŞIMALI"

UCİM'in kadın üye sayısının çok fazla olduğuna vurgu yapan Ceylan, çocuk istismarı ile mücadelede erkeklerin de elini taşın altına koymaları gerektiğini söyledi.

Ceylan, "Erekleklere herzaman şunu söylüyorum dünya bu haldyese bizim sorumluluğumuz çok fazla. Suçumuz da çok fazla. Onun için kadınlar bu dünyayı düzeltmeye çalışıyorken erkeklerin de ellerini taşın altına koyup yardımcı olmaları gerekir. Ben her konuşmamın sonunda diyorum Allah bütün erkeklere anne yüreği versin. Babalık birazda  o yüreği taşımaktır bece. O anne yüreğini taşıyacak ki baba, babalığını yapsın. "

 

"YEREL YÖNETİMLER BİZİMLE İŞBİRLİĞİ YAPSIN"

Çocuk istismarı ile mücadelede yerel yönetimlere de önemli görevler düştüğünü bu konuda birlikte eğitimler ve projeler yapmaya hazır olduklarını vurgulayan Ceylan, "Yerel yöneticilerle lütfen görüşelim. Kafamızdaki projeleri birlikte yapalım. Çocuk istismarı ile mücadelede birlikte hareket edelim.  Sevgiyle büyüyen çocuk hiçbir şeye zarar vermez ilerde. Ama sevgiyle büyümeyen çocuk herşeye zarar veriyor.  Bu artık görülen bir gerçek. İnanın köprüden, yoldan, kaldırımdan daha önemli herşeyden önemli ve Mersin’deki yerel siyasetçilerimiz unutmasınlar genel merkezimiz Mersin bu mücadelenin ateşi buradan başladı. Çocuk istismarı ile ilgili eğitimlerimizi projelerimizi gerçekleştirelim Mersin’e büyük fayda sağlayacağız" dedi.