Toros Üniversitesi 'Tarihi Kent Sempozyumu' düzenliyor

Toros Üniversitesi tarafından 7-8 Kasım'da '1. Ulusal Mersin Tarihi Kent Sempozyumu düzenlenecek. Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erkin Erten konuyla ilgili düzenlenen toplantıda yaptığı açıklamada; Mersin’deki tarihi kent dokusundaki yapıların yeteri kadar literatüre girmediği ve bilimsel araştırmalarda yer almadığını gördüklerini ifade etti. Erten amaçlarının sempozyum düzenleyerek bu tarihi binalarla ilgili sadece mimarlık değil, sosyolojik, arkeolojik alanlara dair ne kadar belge var ise bunların ortaya çıkmasını, derlenip bir kitap haline getirilmesi sağlamak olduğunu söyledi.

Toros Üniversitesi 'Tarihi Kent Sempozyumu' düzenliyor
Toros Üniversitesi 'Tarihi Kent Sempozyumu' düzenliyor admin
Bu içerik 412 kez okundu.

  Hasan KÜÇÜK

Toros Üniversitesi tarafından 7-8 Kasım'da '1. Ulusal Mersin Tarihi Kent Sempozyumu' düzenlenecek. 

Sempozyumla ilgili Toros Üniversitesi Uray Kampüsü’nde bir toplantı düzenlendi.  Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erkin Erten ile Prof. Dr. Yüksel Özdemir tarafından, sempozyumun amaç ve hedefleri hakkında bilgi verildi. Toplantıya üniversitenin Mütevelli Heyet Başkanı Sertaç Özveren'in de katıldı.

Toros Üniversitesi Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erkin Erten,yaptığı açıklamada; Anadolu'nun pek çok uygarlığa ev sahihliği yapmış bir yer olduğuna dikkat çekerek "Dünyada bu kadar kültüre ve medeniyet ev sahipliği yapan bir başka coğrafya yok, dolayısıyla çok sayıda kültür hazinesi barındırıyor. Ülkemizde kültür mirasının korunmasına yönelik çalışmalar 1950’lerde başlıyor. Korumayı yasalarla sağlamaya çalışmışız o günden bugüne, yani toplumsal bir mutabakat istenilen şekilde yerleşmemiş, toplumsal destek de bu nedenle Avrupa’ya göre hep geride kalmış" diye konuştu.

Anadolu coğrafyasında Çukurova'nın çok önemli bir yer tuttuğunu vurgulayan Erten "Ovalık Çukurova Adana, dağlık Klikya’da burası. En önemli tarihi yerleşimler de Türkiye tarihinde bu Akdeniz coğrafyasında olmuş. Kent merkezlerinde tarihi kent dokusu var ama bu doku zaman içerisinde önemli tahribata uğramış durumda. Kentin içerisinde olduğu için raht fazla dolayısıyla tahribatta fazla oluyor. Ama biz zaman içerisinde bunları yeteri kadar koruyamadık. Geç Osmanlı ve erken dönem Cumhuriyet dönemine ait pek çok eserler var kentlerde, Mersin’de ise bunlar belirli bir bölgede az sayıda kalmış durumda" dedi.

"AMACIMIZ TARİHİ BİNALARA YÖNELİK NE KADAR BELGE VARSA TOPLAYIP BİR ARAYA GETİRMEK"

Tarsus Limanı’nın yetersiz kalması ile Mersin’de kentin gelişmesinin Uray Caddesi’ndeki ticaretin gelişmesiyle başladığını anlatan Erten, "Şimdi biz ise bugün 1-2 senedir bu tarihi mekanda eğitim sürdürmekteyiz. Bu sempozyumu neden yapıyoruz? Mersin’deki tarihi kent dokusundaki yapıların yeteri kadar literatüre girmediği, bilimsel araştırmalarda yer almadığını gördük. Dolayısıyla burada bir sempozyum düzenleyerek sadece mimarlık değil sosyolojik, arkeolojik alanlara dair ne kadar belge var ise bu tarihi binalara yönelik bunların ortaya çıkmasını, derlenip bir kitap haline getirilmesini planladık. Buradaki amaç; tüm bilgileri, belgeleri bir araya getirmek. Bir taraftan da biz madem bu tarihi çevrede eğitim sürdürüyoruz, mimarlık eğitimde çevrenin önemine binaen; tarihi kent merkezine yönelik bir sempozyum düzenlemeyi kendimize görev addettik. Bu sempozyumu tepkilere göre devam ettirmeyi hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. 

Erten eğitim yeri olarak tarihi alanı seçme nedenleri hakkında şunları söyledi: Kent içerisinde bir dağınıklığın yanında bir toparlanma da gördüğünü anlatan Erten, "Hemen yanınızda birkaç tane bina kullanılmayı bekliyor. Şimdi onların çoğunu onarmaya başladılar. Biz burada üniversite olarak eski Papaz Mektebi denilen yeri aldık, Kilesi’nin bulunduğu binada da yönetim binamız var. Bizim istediğimiz aslında tüm üniversitenin buralardaki binalarda yer alması. Yani burayı bir üniversite kenti gibi düşündük. Eski Mersin’de daha çok kültürel ve eğitim yapılarının olmasını istedik. Tarihi binaları olduğu gibi bırakmak ölüme terk etmektir. İşlerlik kazandırmak ise yaşatmak demektir. Binalar restore ediliyor bu önemli ama bundan da önemlisi bu binaları kimin kullanacağıdır. Vali sembolik olarak buradaki tarihi hükümet konağında oturmalı, korunmalı bu alanlar. Ama ticari olmamalı bu alanlar. Ama kent merkezi olduğu için rant fazla buralarda. Binaları boş bırakmak olmuyor, yaşaması lazım. Biz yaptığımız bu çalışma ile bu bölgeye dair bilgi sahibi olmak isteyenlere de kaynak yaratmış olacağız" şeklinde konuştu.

"TOROS ÜNİVERSİTESİNİ BURAYA YERLEŞTİRME DÜŞÜNCEMİZ VAR"

3 Ocak Ortaokulu ve etrafındaki binaları alıp, Toros Ünivresitesi’ni buraya yerleştirme gibi bir düşüncelerinin olduğunu anlatan Erten, "Hatta Kütüphaneyi dahi almayı düşündük. Bu sayede ticaret zaten kendiliğinden canlanıyor. Böyle tarihi merkezlere eğitim ve kültürün sokulması orayı canlandırıyor" şeklinde konuştu. 

Erten, sempozyumda Toros Üniversitesi’nden 5, MEÜ’den 9 bildiri ve 8 ayrı üniversiteden katılımcıların olacağını ifade etti.

ÖZDEMİR: URAY CADDESİNİN CANLANMASINI İSTİYORUZ

Prof. Dr. Yüksel Özdemir ise "Bu binaların tapusu bize ait değil. Valide Sultan Vakfı’nın malı, restore edip bu kente kazandırmak için fedakarlık yaptığımız bir iş burada olmak. Restorasyon için harcadığımız parayla başka yerde binalar yapabilirdik. Ama biz bu kentin Uray Caddesi’nin canlanmasını istiyoruz. Eğitim rant yolu değildir" dedi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Mersin’de 74 kaçak göçmen yakalandı
Mersin’de 74 kaçak göçmen yakalandı
 “15 Kasım, çağdaş bir ulusun doğum günü”
“15 Kasım, çağdaş bir ulusun doğum günü”